Web sitemiz genelinde toplam 11 konuya 3 yorum yazıldı.

Gerçekte Bursa Nutku var mı yok mu?

Gerçekte Bursa Nutku var mı yok mu?

Şubat 1933'ün ilk günlerinde Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar kişi bir ayaklanma çıkartmış ve ayaklanma bastırılmıştı. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa'ya gelen Bursalı vatandaşlarımızdan biri "Paşam aslında Bursalı gençler bu ayaklanmayı kendileri bastıracaktı fakat 'bu ülkenin kolluk kuvvetleri var' diyerek ayaklanmanın kolluk kuvvetleri tarafından bastırılmasını beklediler." sözünü söylemiştir. 

Geçtiğimiz günlerde Rahmetli Atatürk'ün Rahmetli kızı Afet İnan ile aralarında ensest bir ilişki olduğunu iddia eden; kendisinin tarihçi olduğunu da iddia eden, Mustafa Armağan adlı yazarın birçok kitabını okuduğumu söyleyebilirim. Bu kitaplarından birinde "Bursa Nutkunun kayıtlarda geçmediğini, aslında var olmadığını, sonradan uydurulduğunu" yazan bir yazısını görmüştüm. Bunun üzerine Kırıkkale Üniversitesi Tarihçilerinden, Afet İnan hocamızın da öğrencisi olan Mustafa Albayrak hocamıza bu konuyu bizzat sormuştum.

Mustafa hoca ise bana üniversite yıllarında Bursa Nutku ile ilgili bir anısını anlatmıştı, şimdi size onu aktaracağım.

"Sınıfımızda şimdi olduğu gibi 80-100 kişi değildik. 10 kişi var yada yoktuk o yüzden hocalarımız bizimle daha iyi ilgilenirdi. Bazen çalışmak için Afet hocanın odasında toplanırdık orada çalışmalarımızı yapardık. Birgün yine Afet hocanın odasındaydık, hocada o sırada yoktu. Biz masasından rahatça kitaplarını alır okur, çalışırdık. Zaten derslerimize ara ara milli mücadele kahramanları da gelirdi. Her neyse, masasında bir kağıt gözüme ilişti. Masasının üzerinde duruyordu. Kağıda şöyle bir baktığımda hocaya Bursa Nutkunun aslında var olup olmadığı soruluyordu."

Ben heyecanla "ee hocam aslı varmıymış, sonuçta Atanın kızı herkesten daha iyi biliyordur" dedim.

Mustafa Hoca da "Afet hoca o kağıda 'ben babam Atatürk'e Bursa Nutkunun aslının olup olmadığını sorduğumda var olduğu hakkında cevap aldım.' diye yazıyordu." dedi.

15 Temmuz 2016 darbe girişiminde faaliyete geçen ve devleti ayakta tutan bu nutuk için şimdi size bir sorum var:

Sizce Atatürk'ün kızı ve Atatürk'ün kızının öğrencisi olan tarihçimizin verdiği bu kaynak mı daha değerlidir yoksa Atatürk'e saldırmayı daime bir hedef olarak görmüş, FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen'i öven kitaplar yazan, Zaman gazetesi köşe yazarı, terör örgütüne haşhaşi denmesine tepki gösteren bir yazarın sözleri mi daha değerlidir?

Buna da siz karar vereceksiniz. 

İşte o Nutkun tam metni:




"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek; 'Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.' diyecek.

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!



Sosyal Medyada Paylaş:


Yorum Yap



Okumayanın... Okumayanın... Okumayanın... Okumayanın...

Okumayanın...

Okumayanın...