Web sitemiz genelinde toplam 11 konuya 3 yorum yazıldı.

Uzaylılar Hakkında Bahsedilmeyen Gerçekler

Uzaylılar Hakkında Bahsedilmeyen Gerçekler

Samanyolu, içinde dört yüz milyar yıldız bulunan bir kümedir. Gözlemlenebilir evrende ise hayattaki her kum tanesi için on bin yıldız. Galaksimizdeki yıldızların yirmi milyar tanesinin güneşe oldukça benzediği ve güneşe benzeyen bu yıldızların 5'te 1'inin ise güvenli ömür kuşağında dünya büyüklüğünde bir gezegen olduğu sanılıyor. Bu gezegenlerin sadece %0.1'inde ömür olsaydı Samanyolu galaksisinde 1 Milyon civarında hayat dolu gezegen olurdu. 

Uzaylıların neye benzediği yönünde yapılan bir dizi araştırmalar, bu uzaylılar ne tür bir gezegende yaşıyor olduğu ve ne tür koşullara adapte olduğu ile alakalıdır. Eğer yaşadıkları gezegenlerinin iklimi, yüzeyi, atmosfer basıncı, havası yada yerçekim gücü dünyaya benziyorsa vücut özelliklerinin de bizimkiler şeklinde olması beklenir. Ancak gezegenleri farklı iklim koşullarındaysa fiziksel görünümlerinin nasıl sonuçlanacağı ihtimalleri bizim hayal gücümüzle sınırsızdır. Fakat her ihtimalle biyokimyasal fonksiyonlarının gerçekleşebilmesi için onların da bizim gibi bir tür karmaşık molekül yapısına sahip olmaları icap eder. Bizim gibi etraflarındaki enerjiye intikal etmeleri ve kullanmaları ve kalan enerji atığını atmaları icap eder. Yine zeki canlı formları olarak yaşayabilmeleri için görme, duyma, dokunma şeklinde algılara; bilgiyi işlemeleri için beyinlerine yani bir çeşit sinir sistemine ve nesillerinin tükenmemesi, devam etmesi için bir üreme şekline sahip olmaları icap eder. Yani hepimiz gibi bu uzaylılar da biyokimyasal bileşimliler ise, bize düşündüğümüzden daha çok benziyor olabilirler. Ancak şayet enerji temellilerse ve enerjiyi her formda işleyebiliyorlarsa boyut ve şekil kavramlarından muaf olabilirler. Ki ben Enerji temelli oldukları hakkında çeşitli teoriler üretmekteyim.

Dünyanın çeşitli bölgelerinden birçok insan ufo veya uzaylı gördükleriyle yada uzaylılar tarafından kaçırıldıklarıyla alakalı hikayeler anlatmaktalar. En çok ifade edilen uzaylı tipleri ise; Gri tenli yaratıklar oldukları, Andromedanlar, Sürüngenler ve sirianlardır. İnsanlar, ilmi karşılığı olmayan bu kavramları senelerdir anlatmaya devam etmekte.

Bazen gökyüzüne bakarız ve görmediğimiz gezegenler olduğunu bilir ve bu gezegenler de yaşayan canlıların olup olmadığını düşleriz. Belkide vardır ve onlarda kendi gezegenlerinden bize bakıyorlardır kim bilir?

Bir gezegeni keşfetmek için kullandığımız metot transit yöntemidir. Hassas alet edevatlarımız, yıldızdan bize gelen ışıkta değişiklik algılarsa; bu bir gezegenin yıldızın önüne geçmiş olduğu ve yıldızın ışığını arkasına alarak engellediği anlama gelir. Böylelikle orada bir gezegen olduğu çıkarımını yapar ve gezegeni keşfetmiş oluruz. 

Nasa'nın gezegen avcısı lakaplı son teleskopu TESS gökyüzündeki her açıyı mevcut olabilecek en minik ayrıntısına kadar taramak ve uzaylı gezegeni bulmakla görevlendirildi. Fakat uzaylıların yerlerini tespit etsek bile bizim dünyaya en yakın star sistemine 40 Trilyon km uzaklıktaki Alfa Centauri'ye ulaşmamız 10 Bin yıldan uzun sürer ve şahsen benim ömrü buna yetmez. Bu yüzden uzaylıları görebileceğimiz tek senaryo; bizlerden oldukça daha akıllı olan bir uzaylı ırkının bizim yapamadığımız şekilde kendi gezegeninden bizim gezegenimize gelmesi gibi olacaktır.  Peki bizden çok daha zeki bir varlık bizi keşfetmek için neden gelsin? Daha düşük zeka seviyesindeki canlılarla irtibata geçmek onlara ne gibi bir fayda sağlayacaktır?

Asıl enteresan soruysa ise irtibata geçerlerse bizi bu durumda ne beklerdi?

Bize ihtiyaçları olmayacak bu uzaylıların minik gezegenimize gelmeleri tanışma amaçlı olmayacağı için insan ırkı için iyi bir netice yaratmaz. Bunu zaten dünyaca ünlü fizikçi Hawking sürekli "eğer yaşamınızı seviyorsanız dünya dışı diğer canlılarla tanışmayı istemezsiniz. Bu sebeple onları araştırmayı bırakmalısınız" diyerek bizleri uyarmakta.

Bizi ziyarete gelen bu canlılar Yeraltı ve yer üstü kaynaklarımızı sömürmek isteyebilirler. Tarih boyunca hep uzaylılar varmış gibi tavır takındık. Neil Armstrong, Michael Collins ve Buzz Aldrin Aydan döndüklerinde çeşitli uzaylı formlarını yada uzaylı virüslerini taşıyor olabileceklerini endişesiyle indikleri şeklinde biyolojik açıdan izole edilmiş kıyafetler giydirilip 3 Hafta süresince karantina altında kilitli tutuldular. Bugün uzaylılar keşfedilseydi medyanın spekülasyon yayma hızı, bilim adamlarının sinyalleri çözümleme edip ne anlama geldiklerini çözme hızından çok daha seri olacağı için inanılmaz  bir kaos yaşanırdı. 

40 Yıla aşkın süredir dev kulaklıklarımız ve çeşitli cihazlarımızla uzaydan bir şeyler duymaya çalışıyoruz. Uzaylılar dünyayı ziyaret ederlerse başımıza gelecekler Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfettiğinde ABD'nin gerçek sahibi yerlilerin başlarına gelen felaketlerden yani soykırımdan değişik olmayabileceği için ismini hatırlayamadığım bir bilim insanı "kozmik telefonumuz çalarsa hiç yanıt vermemeliyiz" demiştir.

Geçmiş çağlarda yaşayan insanlarının hayatlarını hayal ederken uygar dünyadaki hırslarımızdan ve alışkanlıklarımızdan yola çıkarak Taş Devri çizgi filminde yaptığımız gibi o çağın insanlarına barbarlığı yakıştırdık. Jetgililerde ise çağdaş insanın davranışlarını, isteklerini ve endişelerini Taş devrinde yaptğımızın aksine geçmişe değil geleceğe taşıyıp uzaylıların bize zarar vermek için bizimle irtibata geçtiklerini anlattık. Uzaylılara karşı olan beklentilerimiz bize uzaylılardan daha çok kendi hakkımızda fazlaca şey anlatır.



Sosyal Medyada Paylaş:


Yorum Yap



Okumayanın... Okumayanın... Okumayanın... Okumayanın...

Okumayanın...

Okumayanın...